"Arkadaslar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti seyhler, dervisler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En dogru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatidir. "

bush ve ayakkabı

10 Ocak 2009 Cumartesi

Egenekon savcısı r.tayyip erdogan

ergenekon davasında gözaltı emri savcıdan


kim bu davanın savcısı oldugunu söylüyor????

R.T.Erdogan..





8 Ocak 2009 Perşembe

Gazze’de birinci intifada sırasında çocuk

Ölümüne travma

Gazze’de birinci intifada sırasında çocuk olan neslin şimdi savaşçı olduğunu belirten uzmanlar, bu neslin daha agresif olmasından korkuyor. Anne ve babalarının öldüğünü gören çocukların neredeyse tamamı travmada

--İsrail’in 27 Aralık’tan bu yana bombardıman altında tuttuğu Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin dörtte birini çocuklar oluştururken, hayatta kalanlarınsa ömür boyu sürecek psikolojik yaralar aldıkları ve ileride şiddete yönelebilecekleri belirtiliyor.
Bölgedeki yardım görevlileri, Gazze’nin 1.5 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan çocukların neredeyse tamamının bombardıman yüzünden travma yaşadığını söylüyor. İngiltere merkezli Save The Children adlı çocukları koruma örgütünden Benedict Dempsey, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Çocuklar aşırı derecede korkuyor. Bu duygu hayatlarının sonuna kadar onlarla birlikte yaşayacak. Bu unutamayacakları bir deneyim” dedi.

‘Uyarmıştım!’
Gazzeli çocukların yaşadığı travmaya dikkat çeken İngiliz Guardian gazetesi de, “Şok içindeki çocuklar şehitlik hevesine sürükleniyor” diye yazdı. Guardian’ın haberinde, 20 yıldır şiddet ve travmanın çocuklar üzerindeki etkilerini araştıran Gazze‘nin önde gelen çocuk psikoloğu Abdülaziz Musa Tabet’in açıklamalarına yer verildi.
1990’lı yıllarda incelediği çocukların şu anda yetişkin olduğunu belirten Tabet, “O çocuklar savaşçı oldular. 15 yıl önce, bu çocukların daha agresif olacağı, savaşmak isteyeceği ve toplumda daha fazla şiddet olacağı uyarısında bulunmuştum” dedi.
Bugün Gazze’de yaşayan çocukların da şiddet ortamında büyüdüklerine dikkat çeken Tabet, “Bu yüzden daha agresif davranan başka bir nesil geliyor. Onlar daha da aşırı uçlara gidecekler, çünkü gelecekleri olmadığını düşünüyorlar. Çocuklar, anne babalarının öldürüldüğünü görüyorlar. Ne bekliyorsunuz ki?” diye konuştu.
Financial Times da, Gazze’deki durumun bedelini çocukların ağır şekilde ödediğini belirterek, bombardıman ve abluka yüzünden şiddete yönelecek bir neslin yetişmekte olduğu şeklindeki uyarılara yer verdi. Gazze’deki El Mezan İnsan Hakları Merkezi‘nden Mahmud Ebu Rahma, “Benim çocukluğum, ilk intifada sırasında taş atmakla geçti. Bir sonraki Filistin nesli intihar bombacılarını üretti. Bir sonraki neslin daha ılımlı olması şansını görmüyorum” diye konuştu.

İşte Nâzım Hikmet’in ünlü bir şiiri:

İşte Nâzım Hikmet’in ünlü bir şiiri:

BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI

Bu gün pazar,
Bugün beni ilk defa
güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde
ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak

bu kadar mavi
bu kadar geniş
olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.

Sonra saygıyla
toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
bu anda ne düşmek dalgalara,

bu anda ne kavga,
ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben.
Bahtiyarım

Sesimi çıkarmadım çünkü...

sizde sesinizi cıkarmayın..ama birgün !!

Nazilerin Almanya’da iktidara gelişiyle ilgili papaz Martin Niemoller böyle söylemişti...

"Ve bir gün sesini çıkaracak kimse kalmayacak...

Önce sosyalistleri topladılar; sesimi çıkarmadım. Çünkü ben sosyalist değildim.

Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım. Çünkü sendikacı değildim.

Sonra Yahudileri topladılar; sesimi çıkarmadım. Çünkü Yahudi değildim...

Sonra beni almaya geldiler...

Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı

5 Ocak 2009 Pazartesi

Topu kimse göremedi! video

İngiltere FA Cup 3. tur mücadelesinde Liverpool konuk olduğu Preston North End'i 2-0 mağlup etti. Liverpool adına ilk golü kaydeden Albert Riera'nın vuruşu muhteşemdi. İşte o gol:

İnternete vergi indirimi geliyor

.Peki vergi indirimi ne kadar olacak? Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Özel İletişim Vergisi'de (ÖİV) indirim yapılmasının planlanıp planlanmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken, deprem döneminde geçici konan vergilerin, daha sonra kalıcı hale getirildiğini hatırlattı. Geçen yıl sonunda Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın mobil ve sabit internetteki vergi oranlarının yüzde 5'e düşürüleceğini söylediğini belirten Yıldırım, 'Biz bunun takipçisiyiz ve bunu gerçekleştireceğiz. 2009'da hem sabit hem mobil internette indirim olacak. Kriz zamanında hiçbir alanda böyle bir indirim yok' dedi. İnternet üzerindeki ÖİV yüksekliğinin herkes tarafından bilindiğini belirten Yıldırım, "İnternette indirim olacak. 2009'da internette hem sabit hem cepte indirim olacak. Vergiler yüzde 25 mobilde, yüzde 15 sabitte biliyorsunuz. Bunları yüzde 5'e çekeceğiz. Bunu biz gerçekleştireceğiz." dedi.

Finans piyasalarında saklı düzen yigit bulut yorum analiz

05.01.2009 Yiğit Bulut Yorum
Başlık bana ait değil. Bir kitabın başlığı. Bugün için adını vermeyeceğim bu kitaptan iki gün boyunca sizlere bazı bölümleri aktaracağım. Amacım aykırı görünen bazı yöntemleri de sizlere sunmak. Peki ne diyor "fraktal" yani "kırıklar" üzerine geliştirilmiş teoriler eşliğinde bu kitap? Bazı bölümleri aynen aktarıyorum:
"Bilim dünyasındaki aykırı ses. "Bilimin ana amacı, en az sayıda hipotez ve aksiyomdan hareketle en fazla sayıda deneysel sonucu kapsayacak mantıksal tümevarıma ulaşmaktır." Latince "kırık" anlamına gelen fraktal, bir bütün küçük parçalara bölündüğünde gözlemlenen ve bütünün ölçeklenmiş kopyası olan geometrik bir şekildir. Ağacın dalları, karnabahar, bir ırmağın kolları doğada karşılaştığımız fraktallara örnektir. 1982'de yayımlanan Doğanın Fraktal Geometrisi (The Fractal Geometry of Nature) en çok satan bilim kitapları arasına girmiştir.

Fiyatlar çok değişebilir
Bugün ekonomiciler tarafından yaygın olarak kabul gören, fiyatların standart modelin öngördüğünden çok daha fazla değişebildiğini ve fiyat dağılımlarının "Şişman kuyruğa" sahip olduğunu gösterdi. İki zıt kutbu düzenli ve planlı determinist sistemlerle, düzensiz ve tahmin edilemez sistemlerin rastgele stokastik (değişken, rastlantısal) dünyası arasında gidip geldi. Matematiğe asıl katkım, görünüşte düzensiz olan sistemlerde düzenin, plansız olanda bir planın, düzensiz ve pürüzlü olanda belirli bir yapının var olduğunu gösteren yeni bir dal kurmak oldu. Ekonomi gazeteleri bu "çürüklerin" üzerine atlar ve onları önem sırasına dizerek haberleri satarlar. Bütün bunların ardında yatan ise, bir olayın nedeni bilindiği takdirde geleceğin tahmin edilebileceği ve riskin yönetilebileceği kabulüdür.

Dalgalanma tanımlanabilir
Ekonomi bölümlerinin şimdi "modern" olarak adlandırıldığı, olasılık matematiği ve istatistikten oluşan finans teorisi böyle ortaya çıkmıştı. Buradaki temel düşünce fiyatların öngörülemeyeceği, fakat dalgalanmalarının olasılık hesabı ile tanımlanabileceği üzerinedir. Böylece risk ölçülebilir ve yönetilebilir hale gelir. Bu da benim bir ölçüye kadar katıldığım gelenekçi görüştür. 17. yüzyılın çok farklı dünyasında Pascal ve Fermat ("son teoreminin" ispatının 350 yıl aldığı ünlü matematikçi) kumara düşkün aristokratlara yardımcı olması amacıyla olasılık teorisini bulmuşlardı.
Eğer para çok sıkı bir şekilde atılırsa, tıpkı bir radyo istasyonundan diğerine geçerken duyduğumuz beyaz gürültüde olduğu gibi, borsadaki onca bağırış çağırışın da aslında durağan olduğu görülür.
Değişimlerin yüzde 68'i, ortadan tek "standart sapma"- verilerdeki saçılma miktarını ölçen basit matematiksel model- ile ayrılan küçük dalgalanmalardan oluşur. Değişimlerin yüzde 95'i standart sapmanın iki olduğu, yüzde 98'i ise standart sapmanın üç değerini aldığı bölge içindedir. Biraz sonra aslında ne kadar önemli olduklarını göreceğimiz üzere, verilerde birkaç tane çok önemli değişim görülür. Bütün bu fiyat hareketleri bir grafiğe dökülürse, çan şeklinde bir histogramla karşılaşırız. Çok sayıdaki küçük hareket çan eğrisinin ortasında toplanırken, büyük değişimler kenarlarda yer alır.

Haberler fiyatlara yansır
Bu iyi bilinen olasılık dağılım fonksiyonu konuları, büyük Alman matematikçi Carl Friderich Gauss'a ithafen onun adıyla anılır. Chicago Üniversitesi'nden doktora öğrencim Eugene F. Fama, Bachelier'den yola çıkarak ve onun fikrini geliştirerek Verimli Piyasa Hipotezi çalışmasını yaptı. İdeal piyasada, ilgili bütün haberler fiyatlara yansımış durumdadır. Örnek vermek gerekirse, dünün fiyat değişimleri bugünkü değişimleri de yarınkini de etkilemez. Her fiyat değişimi bir öncekinden bağımsız hareket eder. Eski Ortodoks finans, Bachelier'in modelindeki iki kritik varsayım üzerine kuruludur: Birincisi fiyat değişimleri birbirinden istatistiksel olarak bağımsızdır, ikincisi normal dağılıma sahiptirler. Birincisinde fiyat değişimleri birbirinden bağımsız değildir. Fiyat hareketi serilerinin "belleğe" sahip olduğu gösterilmiştir.

Piyasaların belliği var
Benim aykırı düşüncem ise, "uzun vadeli" belleğe sahip fraksal bir istatistiksel ilişkidir. Piyasalar belleğe sahiptir. Ve bu rastgele yürüyüş (random-walk) modeli ile çelişir. Dow Jones endeksinin günlük değişimi 1916'dan 2003'e kadar bir grafiğe aktarıldığında çan eğrisine uymadığı görülür. Ortalamanın uzağında kalan kenarlar çok yüksektir, yani çok sayıda büyük değişim vardır. Eski teoriye göre günlük değişimin yüzde 3,4'den fazla olduğu gün sayısının 58 olması gerekirken, bu rakam aslında 1001'dir. Değişimin yüzde 4,5'i geçtiği gün sayısı 6 olarak öngörülürken, aslında bu 366 günde gerçekleşmiştir. Endeksin yüzde 7'nin üzerinde hareket ettiği bir seansın ancak 300.000 yılda bir görülmesi gerekirken 24 gün böyle özellik göstermiştir. Anlaşılan her türlü öngörüyü yerle bir eden vahim bir dönem yaşanmıştır ya da aslında varsayımlarımız yanlıştır. Fiyat hareketlerini daha yakından incelediğinizde genellikle çan eğrisine benzemeyen bir dağılımla karşılaşırsınız. Eğrinin kuyruğu hızla sıfıra yaklaşmak yerine "üssel bir yasaya" uygun olacak şekilde azalır."
Değerli dostlar, alıntıları burada kesiyorum. Herkesin bildiği yöntemler dışında piyasaları sorgulamak istiyorum diyenlere yukarıdaki alıntılarda önemli ip uçları var! Bugün için burada kesiyorum. Yarın bir bölüm daha aktarıp sonraki gün kendi yorumlarım eşliğinde "neler yapabiliriz" sorusuna net cevaplar vereceğim. Unutmayın; piyasalarda "herkesin gördüğü yol gidilmesi gereken yol değildir ve kazandırmaz"!

Dikkat, sapık var! Mehmet Y. YILMAZ

CUMHURBAŞKANI ve Başbakan’ın okumaktan büyük zevk duydukları ve yazarlarını özel uçaklarında ağırladıkları malum gazete, Ankara’daki faciadan sonra yine kendinden bekleneni yaptı.Kaybettiğimiz 7 çocuğumuzun ardından çirkin imalarda bulundu. Neler yazdıklarını burada tekrarlamayacağım.Bunun sadece bu gazete çevresinde toplanmış bir grup meczubun marifeti olduğunu düşünmeyin sakın.Gerçi sayıları çok az ama belli bir müşterileri olduğunu ve bu "müşteri kitlesinin" de benzeri ruh haline sahip olduğunu kabul etmek gerek.Öyle bir durumdalar ki akıllarını seksle bozmuşlar.Onlara göre kendileri gibi yaşamayan herkes seks manyağı! İçki mi içti, başını mı açtı, mayoyla denize mi girdi, kadın erkek bir lokantada birlikte yemek mi yedi, gece bir evde toplanıp sohbet mi etti? Onlara göre bunlar bir tek şey için yapılıyor: Seks!İşin tuhafı herkese böyle bakıyorlar ama küçük kızlara musallat olan asıl seks manyakları da kendi içlerinden çıkıyor.Bunların çevrelerindeki kadınların neden kara çarşaflar içinde dolaştıklarını şimdi çok daha iyi anlıyorum.Allah korusun, bunların arasında bir kadının dizi görünse, saçı açılsa, başına gelmedik kalmayacak!Aslında bunların hepsinin toplanıp, bir yere kapatılmaları gerekiyor!

penguen ve leman yeniyıl kapakları,Kılıçdaroğlu'ndan yeni iddia



Kılıçdaroğlu'ndan yeni iddia

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, çıkarılan bir yasayla bir içki firmasının, geçmişe dönük yaklaşık 3 milyon liralık Özel Tüketim Vergisi'nin (ÖTV) silindiğini öne sürerek, “Bu firmaya, yasadışı vergi ayrıcalığını kim sağladı?” diye sordu.
CHP Grup Başkanvekilleri Kılıçdaroğlu ve Hakkı Suha Okay, TBMM'de düzenledikleri sohbet toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Mey İçki'den iddialarla ilgili açıklama





28 Aralık 2008 Pazar

YILIN FOGRAFLARI











Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

sAbah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çokhorozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğuda aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürlerama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gündoğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır .

Bir hafta niçin 7 gündür?

Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

18 Aralık 2008 Perşembe

YİGİT BULUT KRİZ YORUM



Yiğit Bulut
Son verilerle dibe uzaklık tablosu

2001 krizi bize bir şey gösterdi, zirveden en uzak İMKB-30 hisseleri, krizden çıkış döneminde en hızlı tepkileri verdi. Daha değişik bir ifadeyle, aşırı satılmış hisseler çok daha hızlı toparlandı.

Değerli dostlar, daha önce sizlerden gelen istek üzerine özellikle hisse seçiminde "kriter olması adına" teknik bir çalışmamı sizlere aktarmış ve İMKB-30 şirketlerinin "zirve ve diplerine olan" uzaklıklarını yüzdesel olarak tartışmıştık. Sizlerden son günlerde bu tablonun güncellenmesine dair gelen istekler üzerine tabloyu yeniden yayınlıyorum. Bir not da düşmem gerekli. Eski tablo 500 günlük bir zaman dilimi içinde geriye gidiyordu, bu tablo 800 gün geriye giden bir dilim içinde yapıldı.

Çok düşen hızlı çıktı
Peki bu tablo'yu nasıl okuyacağız? Piyasalar ile nasıl "korele" edeceğiz? Veya hangi hisseyi almalı! Dow Jones (DOW) 8.500 seviyesinin üstünde, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 25.000 puanın üstünde kalabilecek mi? "Hangi hisse alınır" sorusuna "yatırım danışmanlığına" girdiği için, doğrudan cevap veremem. Ama eldeki reel verilerle bazı çıkarımlar yapabiliriz. Örnek: Yukarıda gördüğünüz hisselerin tamamı İMKB-30 hisseleri ve gördükleri zirveye ne kadar uzak oldukları gün ve yüzde olarak belirtilmiş. Bu tablo neden önemli derseniz? 2001 krizi bize birşey gösterdi, zirveden "en uzak İMKB-30" hisseleri, krizden çıkış döneminde "en hızlı" tepkileri verdiler. Daha değişik bir ifadeyle, "aşırı satılmış" hisseler "çok daha hızlı toparlandı".

Temel verilere de dikkat
Tablo nasıl yorumlanabilir? Örnekleyelim: Tofaş'ın gördüğü zirveye uzaklığı % X. Daha farlı bir ifadeyle; gördüğü zirveye göre yüzde X oranında değer kaybetmiş. Burada bir not düşelim, bu analizi yaparken ve kullanırken "temel verileri de kullanmak" gerekiyor. Evet, hisse çok değer kaybetmiş ama "piyasa değerini dünya devlerinin düşen devleri" ile kıyaslamak ve sektörün geleceğine de bakmak gerekli.
Sonuç 1: Bu yazdıklarım "alınır" anlamında değil. Sadece size çalışmalarınızda bazı kriterleri tanımlamada yardım etmeye çalışıyorum. Örneklemeye devam edelim ve bir kriter daha ekleyelim. Doğan Yayın Holding gördüğü zirveye göre yüzde XX değer kaybetmiş. Burada bir kriter daha ekleyelim gördüğü "yıllık en düşük.".
Sonuç 2: Piyasalar düzelirken "kriter tanımlamada" gördüğü en düşük ayrıntısı eklemekte de yarar var.

FED'in kararı belirleyici
Son söz: Genel trend içinde "aşırı düşen" hisseler, dünya genelinde bulundukları sektörde "aşırı bir olumsuzluk" yok ise; trend tersine döndüğünde çok daha hızlı tepki verebilirler. Bu sadece bir bakış açısı. Kullanmak isteyenlere "tanımlamak" istedim.
Not: DOW, biz bayramdeyken 8.500 seviyesini geçti ve 8.500'ün üstünde kapanış yaptı. Kullandığımız denkleme göre DOW'un 8.500'ü geçtiği bir yapıda İMKB'nin de 25 binin üstünde kapanış yapmayı denemesi gerekli. DOW, ABD Merkez Bankası (FED) kararı sonrası da 8.500'ün üstünde kalmaya devam edebilirse İMKB'de 25 binin üstünde "ikinci kapanışı" sorgulayacağız! FED kararı bu gece Türkiye saati ile 21'den sonra açıklanacak. O açıklama sonrası DOW'un seyrini takip etmekte yarar var.


İMKB-30 şirketlerinin 800 günde dipten-zirveden uzaklıkları
Hisse
Dibe uzaklık (%)
Gün
Zirveye uzaklık (%)
Gün
Zirve/Dip
Doğan Yayın
10,17
13
-89,84
760
10,84
Hürriyet
12,07
24
-84,43
678
7,20
GSD Holding
60,00
25
-72,60
130
5,84
Tofaş
9,57
24
-77,21
131
4,81
Erdemir
47,03
798
-62,78
168
3,95
Garanti Bankası
33,33
25
-66,04
410
3,93
Kardemir D
17,95
24
-68,71
433
3,77
Arçelik
28,99
24
-65,10
187
3,70
Bagfaş
20,59
25
-65,45
179
3,49
Şekerbank
15,29
25
-66,21
131
3,41
Doğan Holding
7,29
59
-68,17
780
3,37
Bank Asya
13,73
25
-65,88
189
3,33
Aksigorta
34,55
25
-59,64
129
3,33
Tekfen Holding
7,33
13
-67,64
182
3,32
Tüpraş
30,77
25
-60,00
215
3,27
Akbank
22,09
24
-60,91
410
3,12
İş Bankası C
34,00
25
-51,73
427
2,78
TEB
27,87
25
-51,25
131
2,62
Vakıfbank
11,88
25
-56,87
133
2,59
Sabancı Holding
14,52
25
-54,92
132
2,54
Halkbank
27,85
25
-49,50
137
2,53
İş GMYO
20,75
49
-49,21
119
2,38
Yapı Kredi Bankası
35,56
49
-36,01
119
2,12
Şişecam
17,65
25
-42,86
132
2,06
TSKB
26,98
49
-37,98
119
2,05
Petkim
41,57
49
-29,32
187
2,00
Koç Holding
26,77
25
-36,29
82
1,99
THY
28,65
49
-32,48
131
1,91
Türk Telekom
9,52
25
-31,20
214
1,59
Turkcell
32,31
167
-8,02
137
1,44
2001 krizi bize bir şey gösterdi, zirveden en uzak İMKB-30 hisseleri, krizden çıkış döneminde en hızlı tepkileri verdi. Daha değişik bir ifadeyle, aşı...

LEMAN KAPAK ARALIK

LEMAN KAPAK

23 Kasım 2008 Pazar

can ataklı pazar fıkraları

Güldüren Pazar fıkraları

Jack ve arkadaşı Bob, kayak yapmaya gitmişler. Birkaç saat yol aldıktan sonra korkunç bir kar fırtınasına yakalanmışlar. Yakındaki bir çiftlik evine arabalarını çekmişler ve evin çekici ama yaşı biraz geçmiş hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemişler.

“Dul bir kadınım ben” diye açıklamış kadın, “Eğer evimde kalmanıza izin verirsem komşular dedikodu yaparlar.”

“Endişelenmeyin” demiş Jack, “Ahırda da rahat edebiliriz.”

Bir yıl sonra Jack, dulun avukatından bir mektup almış. Arkadaşı Bob’u çağırarak sormuş: “Bob, şu çiftliğinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun?”

Bob, “Evet, hatırlıyorum” deyince tekrar sormuş: “O gece geç vakit eve gidip, o kadınla yattın mı?”

Bob biraz utanarak “İtiraf etmeliyim ki bunu yaptım.” Jack tekrar sormuş, “Ona kendi adın yerine benimkini verdin mi peki?” Bob yüzü kızararak cevap vermiş: “Evet, korkarım öyle yaptım.” Jack rahatlamış bir ifadeyle son sözü söylemiş: “Sana çok teşekkür borçluyum dostum. Kadın ölmüş ve çiftliğini de bana bırakmış.”

Düelloya davet

Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama, “Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum” demiş.

Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar. Sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış: “Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur.”

Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar. Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş... Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış: “Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü!”

Evlenmeye karar verdim

Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek: “Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi bulabilecek misin?”

Anne merakla kabul etmiş. Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmişler. Anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş. Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar. Genç, annesine dönerek, “Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?” diye sormuş.

Anne, büyük bir kararlılıkla, “Kızıl saçlı olanla evleneceksin” demiş. Adam çok şaşırmış. “Nasıl tahmin ettin? Tam isabet” deyince anne cevabı yapıştırmış: “İçlerinden bir tek onu sevmedim de.”

yigit bulut bugun ne yazdı..?leman son hafta kapak

Türkiye’yi ‘bölüyorlar’ biz bakıyoruz! Ekonomik kriz var... Sadece cebimiz mi etkileniyor? Yaşarken fark etmiyoruz ama “kabullenme” katsayımız artıyor! 2001’i hatırlayın! Kriz öncesi neleri tartışırdık, kriz sonrası “neleri” kabul eder hale geldik! Hatta o kadar “uysal ve sorgulamaz” olduk ki Derviş “isimli” biri “muhtar dahi seçilmeden” süper yetkilerle bakan oluverdi.

Sadece bizler mi “sustuk”? Yüzde 55’in üzerinde oy alan üç partili koalisyon bile “sesini” çıkaramadı! Sadece krizi konuştuk, acı çektik, aç kaldık kabullenme katsayımız arttı! Avrupa Birliği bastırdı, 15 günde 15 yasa... Sonrasında başka düzenlemeler... Sonunda “laik-üniter” yapımıza su kattılar. Avrupa Birliği “Ne der?” diye 2001 krizi ve sonrasında “Hava Kuvvetlerimiz” teröristlere karşı “uçakları” kullanamadı! Her şeyimizle oynadılar, her şeyi kabul ettirdiler!

Bugün de aynı oyun farklı “alanlarda” artarak devam ediyor. Yaşadıklarımızın tek bir adı var Türkiye’yi “her anlamda” ve en kötüsü “fiziki” olarak bölüyorlar! Ülkenin “bir bölümünde kalkışma provası” var, bizler farkında değiliz kriz var!

Peki halkımız neden tepkisiz? Cevabı ben değil, bir “okurum” veriyor. Bakın neler yazmış:

“... Halkımızın dayanma gücü de kalmadı. 400 YTL asgari ücret alan bir insan sizce düşünebilir mi? Kaç kişi asgari ücretle çalışıyor? Ailece hesaplansın... İşe gidiş 1 saat.. Dönüş 1.5 saat... (Bekleme süresi var, az sayıda verdikleri otobüsler ve trafik var, itiş kakış var...)

Gün içerisinde yaptığı işi düşünün. Bu insan eve gidince sizce ne yapar?

Okuyabilir mi? Bilgi sahibi olmadan nasıl değerlendirsin olayları objektif bir şekilde. Ne olacak? Dedikodu onu da içine alıp, gönderenin tutsağı yapacak. 100 YTL yol, 100 YTL sigara (Bu streste bırakmak mümkün mü?)... Ev kirası asgari 350-400 YTL

Mutfak masrafları asgari 400-500 YTL... Aidat, telefon, elektrik, doğalgaz, çocukların masrafları vs...

Giyim kuşam, derken... Yardıma bağımlı hale gelmiş bu insanlar yardıma hayır der mi? Kimin eli kimin cebinde olur. Ahlak kalmaz... Önünden gidenin arkasında gitmez mi?

Boş olan beyinleri bilgi bakımından söylüyorum... 3-5 cümleyle subjektif hale getirilmez mi? Ondan sonra kime neyi anlatıp da, değerlerimize sahip çıkalım diyeceğiz... Bu insanlar değerlerinin ne olduğunu bile unutmuşlar... Yani OLAY bitmiş... Formalite yazılar, konuşmalar ve hayat... Zaman hızla geçip gidiyor. Aç gözlü insanlar daha çok kazanmanın peşindeler... Bana yazar mısınız? Biz bu hale nasıl geldik?”

Böyle diyor İlker Tandoğan... Ben daha ne diyeyim? 2001 krizinden bugüne “artan kabullenme” katsayımız ve elimizin altından “her anlamda” kayan güzel ülkemiz! Soros çocukları büyük iş yaptılar!

Ama unutmasınlar henüz her şey bitmedi!

sükrü kızılot bugun ne yazdı

Tanrı ve insan

"TANRI, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah’ı kullanırlar."

Giordano Bruno

İtalyan filozof, gökbilimci,

1548-1600
************
Mobilyacı Temel

TEMEL’in çok büyük bir mobilya mağazası varmış. Bir gün bayi toplantısı için Rusya’ya gitmiş. Otelin resepsiyonunda çok güzel bir Rus kızı ile tanışmış.

İkisi de birbirlerinin lisanını bilmedikleri için Temel defter ve kalem almış, bir taksi resmi çizmiş deftere. Kız gülümsemiş, başını sallamış. Bir taksi tutup şehri birlikte gezmişler. Daha sonra Temel, bir restoran ve bir masa çizmiş deftere. Kız tekrar gülmüş, başını sallamış ve güzel bir restorana akşam yemeğine gitmişler, şampanya içip havyar yemişler, dans etmişler.

Vakit hayli geç olunca kız eline kalemi almış deftere 2 kişilik bir yatak çizip gülümseyerek Temel’e vermiş.

Temel afallamış kalmış. Sonra da kızı bırakıp oteline dönmüş. Temel, onun mobilya işinde çalıştığını kızın nasıl anladığını hálá çözememiş, düşünüp duruyormuş..

Eşi kaybolunca

ADAM bir hipermarkette, alışveriş eden çok güzel bir kadına yaklaşır;

Afedersiniz, benimle biraz konuşur musunuz? Karımı kaybettim de onu bulmalıyım!..

Kadın sorar:

Karınızı kaybetmenizle, benimle konuşmanız arasında ne ilişki var?

Adam izah eder;

Ne zaman güzel bir kadınla konuşsam, mutlaka bir yerlerden çıkar gelir... Ahan da... Geliyor işte... Teşekkürler...

******************
Düşünme farkı

KADINLAR yüksek sesle düşünmeyi seviyor, erkeklerse "içinden" sessiz konuşmayı tercih ediyormuş. Bu nedenle de kadınlar erkekleri "duygusuz" görürken, erkekler kadınların "sürekli kafa ütülediğini" düşünüyor.

Günün Sözü

Mürettebat farklı yönlere kürek çekiyorsa, kaptanın limanı görmesi hiçbir işe yaramaz.

J. Q. ADAMS

yılmaz özdil bugun ne yazdı

İmralı


"İçerde" psikolojisi bozulan Abdullah Öcalan’a, 6 arkadaş gönderiliyormuş...

*

"Dışarda"
psikolojisi normal miydi?

*

Hadi hepsini anladık diyelim...

Niye 6?

*

Tavla oynamayı özledi desek, 1 kişi yeter... Okey oynayacaklar desek, 3 kişi neyine yetmiyor? 4’erli Japon kale maç yapacaklar herhalde diye düşünsek, 6+Apo, 7 eder, olmaz... Eksik takıma bi üsteğmen filan sokmaya kalksan, maazallah faul maul yapar, bu sefer "işkence bu" diye ayağa kalkarlar...

Niye 6?

*

Dün sorduk bunu Adalet Bakanı’na...

"Oraya çok masraf yapıyoruz; tek mahkûma lüks kaçıyor" dedi...

E madem maliyeti düşürmeye çalışıyoruz, o zaman 66 mahkûm gönderin, daha ucuza gelmez mi?

*

Özetle...

Böylesine gayriciddi ülkede, iki saniye ciddi olmaya gayret edersek, tablo şudur:

400 milyar dolar borç.

Gırtlağa kadar girmişsin.

Malı mülkü satmışsın.

10 milyon işsiz.

20 milyon yoksul.

Egemenlik Brüksel’in.

Merkez Bankamda kapı gibi 70 milyar dolar var diye hava atıyorsun, IMF’ye el açmışsın, 20 milyar dolar dileniyorsun.

*

Bu şartlarda...

Kendi kendine karar alamazsın.

*

Onun için yatın kalkın dua edin, AB’nin ve ABD’nin tek isteği bu olsun... Fasıl heyeti gönderin derse, göndereceksin.

Bırakın derse, bırakacaksın.

marx bize gülümsüyor

Leman 883

KARACA EMLAK GAYRİMENKUL HİZMETLERİ

kelepirx emlak acil satılık emlak ilanları,konut,işyeri,ücretsiz danışmanlık !!!emlax

TEKNİKANALİZ HALİL RENCBER

 
META Tag Generator